-
Devamını oku: Günah Keçisi Olmak: Bir Aile ve Sistem İçi Yalnızlaştırma Mekanizması
Bir Rolün Doğuşu Görünmez bir tiyatro sahnesinde size daha siz farkında bile olmadan bir rol biçildiğini hissettiniz mi hiç? Ne yaparsanız yapın, ne kadar başarılı, doğru veya sessiz olursanız olun; senaryonun sonunun hep sizin “hatalı”, “kötü” ya da “düşman” ilan edilmenizle bittiği bir tiyatro. Toplumda, ailede veya yakın çevre ilişkilerinde…
-
Devamını oku: Zihin Neye Bakarsa, Kalp Ona Meyleder
İnsan yalnız lokmayla beslenmez. Gözün gördüğü, kulağın işittiği, dilin zikrettiği ve gönlün uzun müddet yanında tuttuğu her şey, insanın iç âlemine bir iz bırakır. Kimi izler suya yazılmış bir yazı gibi silinir gider; kimileri ise fark ettirmeden kalbin toprağına düşer, orada kök salar. Bazen bir söz… Bazen bir bakış… Bazen…
-
Devamını oku: Dijital Çağda Bilginin Geleceği: Akademisyenler, Algoritmalar ve Dikkatin Yeni Ekonomisi
Bir bilgiyi ortadan kaldırmanın tek yolu onu yasaklamak değildir. Bazen ona konuşacak alan bırakmamak yeterlidir. Sesini duyurabileceği zemini daraltırsınız; bir süre sonra o bilgi hâlâ vardır ama artık kimsenin önüne düşmez. Kimse onu aramaz, kimse onun için birkaç dakikadan fazlasını ayırmaz. Bugün dijital dünyada yaşanan dönüşüm biraz da buna benziyor.…
-
Devamını oku: Ezeli Sızı: Ruhun Gurbet Hikayesi
Hasret Ey kalbi içten içe yakan o kadim sızı… Kelimelerin kifayetsiz kaldığı, lügatlerin derman bulamadığı o derin hasret. Kaynağını da şifasını da bu fani dünyanın sınırları içinde bütünüyle bulamadığımız; kökleri zamanın ve mekânın ötesine, ezel ufkuna uzanan bir gurbet hikâyesidir bu. Daha âlem madde libasına bürünmeden, insan dünyaya gözlerini açmadan…
-
Devamını oku: Acele Eden Yalnızca Gönlünü Yorar
Günümüz insanının göğsüne çöken o sessiz ağırlık çoğunlukla kaçırılmış trenlerden değil, başkalarının kurduğu saatlere göre yaşamaya çalışmaktan doğan yorgunluktur. Çevremizdeki vitrinlere, yaş sınırlarına ve dünyevi kıstaslara baktıkça bir yerlere hep geç kalmışız gibi hissederiz. Oysa Müslümanca bir bakışla değerlendirildiğinde, yalnızca hırsla tüketilecek niceliksel bir ölçü değil, ilahi takdirin, tecelli eden…
-
Devamını oku: Ayak İzlerimin Öğrettiği
Deniz kenarında yürürken ayaklarımın altında kımıldayan kumun verdiği hissi uzun uzun izliyordum. Kıyıya vuran dalgalar, geride bıraktığım ayak izlerini birer birer siliyordu. Ben ise buna inat, adımlarımı kuma daha sert basıyor. Sanki izlerim biraz daha derin olursa daha uzun süre kalacakmış gibi yürüyordum. Ama dalga her defasında geri dönüyor ve…
-
Devamını oku: GRAMMY’de Artık Bir Türk Kadınının da Sesi Var: Büşra Kayıkçı
GRAMMY Awards’ın aday ve kazananlarını belirleyen isimlerden biri artık bir Türk kadın besteci: Büşra Kayıkçı. Evet, yanlış duymadınız. Büşra Kayıkçı, Besteci Toygar Işıklı ile birlikte Recording Academy’nin (GRAMMY Awards) Oy Veren Üyesi (Voting Member) olarak kabul edildi. Bu, Grammy ödülü kazandığı anlamına gelmiyor; ancak dünyanın en prestijli müzik ödüllerinin adaylarını…
-
Devamını oku: Yapay Zeka Güvenilir Bir İletişim Alternatifi mi?
Çağlar ve kuşaklar değişiyor. Toplum, zamanın nehrinde sürüklenmeye devam ediyor. Bu dönüşümün ortasında dünyayla iletişim kurmamız kaçınılmaz. Fakat asıl soru şu: Bu sosyalliğin bize maliyeti ne? Harcadığımız zamanımız mı, yorulan zihnimiz mi, yoksa her kelimeyi tartan süzgeçler yüzünden feda ettiğimiz kendiliğindenliğimiz mi? Gerçek insan ilişkileri çaba, tolerans ve ciddi bir…
-
Devamını oku: Yaşama
Farkında mısınız? Bizler devasa galaksilerin ve yıldızların arasında minicik kalan bir gezegen sisteminin, kendi ekseni etrafında saatte 1.170 kilometre hızla dönen bir üyesinin üzerinde yaşayan 8,7 milyon gelişmiş hücreli canlıdan biriyiz. Bu küçüklüğümüze rağmen, konuşunca hayli devasa dertlerimizle boğuşuyoruz. Derdin tabii ki büyüğü küçüğü olmaz. Ancak bu kadar ölümle burun…
-
Devamını oku: Hesap Günü Öncesi
Yaygara koparanlara,İftirayı hakikatin önüne sürenlere,Gece ansızın kapılara dayananlara,Garibanı derdest edip onurunu çiğneyenlere,Mazlumun ahını hiçe sayanlara,Makamı güç sanıp insanı küçümseyenlere,Polisi, dekanı, memuru emrinde bir araç görenlere,Hastayı, öğrenciyi aşağılayanlara,Sahipsiz vatandaşı ters kelepçeyle yere yatıranlara,Zayıfı susturup, canını alıp, cesedini dahi ailesine vermeyenlere… Unutmayın… Hesap günü gelmeden önce de ölüm vardır.Kapısını çalmadığı hiçbir saray,Girmediği…